Yalnız ve Huzurlu

 

Yağmur yağıyor, grinin en koyu tonunu giymiş bulutlardan. Bense o bulutların altında oturmaktayım. Yağmur bedenimin her zerresini okşayarak ısıtıyor beni. Gözlerimi kapatıp yüzümü ona sunuyorum başımı göğe kaldırarak. Kuru kalan son tenimide ıslatmasına izin veriyorum. Canımı yakmak istemezmiş gibi yavaşlıyor yağmur taneleri. Hızını azaltıyor, sesini kısıyor. Her hücreme işleyen hüzün, yağmurla harmanlıyor kendini. Kalbim ruhumdaki boşluğu yağmur sesiyle dolduruyor. Onun sayesinde vicdanımın sesi susuyor şimdilik. Ne kadar uzun zamandır konuşuyormuş vicdanım. Ruhum yağmurla dolunca anladım. Beni yoran düşüncelerim değil meğerse vicdanımmış. Bir insan hüzünle doluysa ve hüznünün sebebi vicdanındaysa susmuyormuş o vicdan. Bana huzuru sunan yağmur bu sefer de sessizliği sunmuştu. O kadar zamandır gürültüler içindeydim ki kendi sesimi dahi unutmuştum. Bu yağmur bana beni verdi. Gökyüzünden inip yeryüzünü temizleyen bu rahmet bu sefer de benim ruhumu temizledi. Yeryüzünün ona açtığı kollara koşan yağmur bu kez de bana sarıldı. Ona açtığım kollarımı yavaşça iki yanıma indirdim. Dizlerimin üstüne çöktüm yolun ortasında. Kimsesiz bir orman yolunda oturdum tek başıma. Yağmur bitene, gün aydınlıktan geceye dönene dek. Yalnız ve huzurlu...

Fehmiye Rümeysa Katıkçı



Yorumlar