"3 Aptal Filmi" Bağlamında Eğitim Üzerine İnceleme

 

 2009 yılında çekilen Hint yapımı bu filmin başrollerinde Aamir Khan, Kareena Kapoor, Sharman Joshi, Madhavan, Boman Irani yer almaktadır. Film, Türk eğitim sisteminden de yabancı olmadığımız Hindistan’daki mevcut yarışa dayalı eğitim sisteminin eleştirisi üzerine kurulu bir senaryoya dayanmaktadır. Ülkenin en iyi mühendislik okulunu kazanan ancak mezun olmak için  psikolojik ve fiziksel çaba harcayan öğrencilerin hikayesi anlatılıyor. Bu sistemi değiştirmek isteyen (öncelikli amacı bu değil) bir öğrencinin iki yakın arkadaşı ile maceraları filmin ana hikayesini oluşturuyor. Film sayesinde kişiler kendilerine sunulan “yaşam”ı sorguluyor.


3 Aptal Film Afişi

            

Şüphesiz tek sorgulanan bu değil. Ezberci eğitim, geleceği kendi ellerinde olmayan bireylerin içine düştüğü kaos, öğretmenlerin “eğitmen” kimliğini yanlış yorumlayıp öğrencilerine karşı yanlış tavır sergileyerek onların ifade gücünü baltalayan ve “tek tip düşünme modeline” zorlayan anlayış trajikomik bir şekilde gözler önüne seriliyor. Akla bir kez daha sorgulamamız gereken soruları getiriyor: “Yaparak, yaşayarak ve isteyerek öğrenmek mümkün müdür? Böyle bir ortamı sağlamak mümkün müdür?” Bu sorular özellikle ülke eğitim sistemimiz için de önem arz etmektedir. Soru sormak için özgüven isteyen bir eğitim sistemine sahibiz. Öğretmenlerimize fazlasıyla soru sorduğumuz takdirde de “onlara işlerini öğretmek”le suçlanıyoruz. Peki her durumda kendimizi çarpıcı bir şekilde kanıtlamak zorunda mıyız? Karşımızdaki bireyin yaş grubunu önemsemeden, ona birey muamelesi yapmayı neden çok görüyoruz? Eğitim dünyası bireylerin kendini kanıtlamak zorunda olmadığı aksine kendini her durumda rahatlıkla ifade edebileceği yerler olmalıdır. Okulda öğretmeni tarafından, evde anne ve babası tarafından bastırılan bireyler, toplumun gönüllü köleleri olmak durumuna alıştırılmaktadır. Haksızlığa karşı çıkamayan, haklarını arayamayan bireyler toplumun mekanizması için tehlikesiz gibi dursa da değişim ve gelişim için en büyük tehlike konumundadır. Bir başka konuda sığındığımız kelimeler. “Basit” ve “anlaşılır” olmaktansa daha terimsel kelimeler kullanıp bilgimizi ortaya dökmek gibi bir alışkanlığımız var maalesef. Öğretimin temellerinden biri açık ve net olarak bilgiyi öğrencinin yaş grubuna göre aktarmaktır. Bunun için de kitabi ve ezber bilgilere ihtiyacımız yok. Bunu yine filmdeki bir sahnede görürüz. Aslında yine otorite mekanizması ile karşı karşıya kaldığımız bir anın örneklemesi bu sadece. Rancho’ya hocası dışarıya çıkmasını söylediğinde Rancho’nun suratına bir şaşkınlık yerleşir. Herkesin rahatlıkla fark edebileceği bir şaşkınlık. Çünkü o saygısızlık yapmamakta, özgün karakteri ile düşüncelerini ortaya koymaktadır. Üzerinde durmamız gereken bir başka konu da çocukların yapacakları mesleklere ailelerin karar vermesidir. Çocuklarına bir proje gözüyle bakarak kendi yapmak istediklerini çocuklarına yaptırma arzusuna yenilmeleri çocuklar ile aileleri arasına görünmez bir duvar örülmesine neden oluyor. Üstelik bu durumu aileler, çocuklarının iyiliği için olduğunu savunuyorlar. Şüphesiz öyle! Hangi anne baba, çocuğunun kötü olmasını ister? Ancak burada göz ardı edilen şey çocukların istekleri oluyor. Toplumsal beklentiye göre çocuklarımıza biçtiğimiz meslek grupları çocuklarımızı bir ömür mutsuz edebilir. Filmde bu konuya Farhan’ın ailesini örnek verebiliriz. Filmde doğrudan verilmese de maddiyatın önemli olduğunu görürüz. Zengin olmak ve şık görünmek birçok bölümde vurgulanıyor. Maddi durum en çok da öğrencileri etkiliyor. Raju’nun ailesinin durumu kötü olduğu için ona büyük bir sorumluluk düşüyor ve bu da onda baskı oluşturuyor. Baskı arttıkça sınavlarındaki başarısı da azalıyor. Artık baskı o kadar artıyor ki intihar teşebbüsünde bulunuyor. İntihar demişken; filmin başlarındaki Joy karakteri hocalarının istediği şeyi değil de yaratıcılığını ortaya koyarak bir şey yaptığı için azarlanıyor ve daha da kötüsü ailesine mezun olamayacağı söyleniyor. Bu durum sonucunda Joy intihar ediyor. Rancho’nun da dediği gibi “bu bir intihar mı yoksa cinayet mi?”. Öğretmenleri sürekli sinir ettikleri için bu üç karaktere daha fazla baskı yapılıyor. Filmin bir bölümünde “Virüs”, Raju’nun final sınavını geçememesi için bizzat kendi hazırlamıştır. Filmin son kısmında “Virüs”ün kızı bu öğrencilerin yaratıcı fikirleri sayesinde doğum yapabilmiş ve bu olay onun duvarlarını yıkmıştır. Filme eğitim açısından baktık ve diyoruz ki: Eğitim bizler için “yük” değil, “güç” olmalıdır.

            Son olarak şunu söyleyelim: Böyle önemli bir konuyu anlatmak için de en elverişli ortam sinemadır. Bizim ülkede kitap okumayan tembel insanlar çok olduğu için böyle bir konunun filmlerde işlenmesi önemlidir. Malûm bizim milletimiz koskoca tarihi dizilerden ya da sinemalardan izleyip “profesör” oluyor. Bizim ülkemizdeki eğitim sistemi de filmdekine benzer olduğu için “kitap okumayan halkımız” en azından bu filmi izleyip bir şeylerin farkına varmalıdır.

 

Hüseyin Yalçıntaş

Yorumlar