1.Dünya Savaşı’nda güçlü donanmalarına güvenen İtilaf Devletleri Çanakkale’den geçerek Osmanlı İmparatorluğu’nu savaştan saf dışı etmek, İstanbul’u almak, Rusya’ya yardım göndermek istediler.
Dünyayı kasıp kavuran bu savaş
çok az bir zaman içinde Osmanlı tebaasını da tutuşturdu. 10 Ağustos 1914 günü
Goeben ve Breslau adlı Alman zırhlılarının İngilizlerin takibinden kurtulması
için Çanakkale Boğazı’ndan içeri girmelerine izin verilmesi ile savaşa kısmen
adım atılmıştı. Osmanlı İmparatorluğu’nun imzaladığı tarafsızlık anlaşmasına
göre bu gemilerin 24 saat içinde kara sularından çıkarılması veya
silahsızlandırılması gerekiyordu. Bunları yapmak yerine Enver Paşa’nın gizli
izniyle boğazdan girmesine izin verilen bu donanmalar Heyet-i Vükelaca Osmanlı
İmparatorluğu tarafından satın alınmış olarak gösterildi. Goeben’e “Yavuz
Sultan Selim” ve Breslau’a da “Midilli” adı verildi.
Yüzyıllar boyunca savaştan
savaşa, cepheden cepheye koşan Anadolu yiğitleri bu kez de büyük Dünya
Savaşı’nın ateşten gömleğini giydiler.
“Cehennem olsa gelen göğsümüzde
söndürürüz.
Bu yol ki hak yoludur dönme bilmeyiz yürürüz.” dediler.
Yürüdüler... Vatan uğruna yürüdüler. Osmanlı’yı öldürmek, emperyalizme yeni yollar açmak fikrinde olanların üstüne yürüdüler. Düşmanlar Karadeniz’den Süveyş’e yol olsun istiyorlardı. İstekleri gerçekleşmedi. Marmaray’a geçmek herkesin harcı değildi. Şanlı Türk askeri Kafkasya’da Suriye’de Mısır’da hatta Yemen’de düşmanla çarpıştı, şehit oldular, nam aldılar. Canı ile vatanı özdeş olan Ahmetler, Mehmetler düşmanın ana vatana saldırdığını Yemen’de duydular. Türküler “Yemen’e gideni gelir mi sandın?” diyor. Geldiler... Söz konusu vatandı, candı, namustu. Yürekten çekerek tetiği savundular aziz vatanı.
Sevinme bir acı bir gaye aynı
vicdan bir,
Değil mi sinede birdir vuran
yürek yılmaz
Cihan yıkılsa emin ol bu cephe
yıkılmaz. "
Cihan yıkıldı top seslerinden... İman dolu göğüsleri ile Batı'ya karşı durdular. Vatan, millet, Allah aşkına vurdular. Çoğu rüyasında köyünü, anasını, yarini göremedi. Çünkü daha rüyaya dalmadan uykuları bölündü top sesleriyle. Düşman her türlü zorluğu sunuyordu.
"Ölüm indirmede gökler ölü püskürmede yer
O ne müthiş tipidir savrulur
enkazı beşer. "
Can verdiler, vatana millete kurban oldular. Dudaklarında vatan türküleri ve dağınık saçlarında rüzgar, düştüler bin kez vatan yaptıkları toprak üstüne. Türk milletinin vatan sevgisinin nakşedildiği en büyük kanıt Çanakkale’dir. Bizler de şehitlerimizin emaneti olan kutsal vatana sahip çıkıyor ve uğrunda ölünen değerler, gömülen şehitler üstüne and içiyoruz.
“Ey şanlı hilal seni elden
bırakmayacağız haşra dek düşmedikçe birer birer üstüne.”
Fatma
Yıldırım

Yorumlar
Yorum Gönder