Türk edebiyatı ilk
yazılı eserlerini Köktürkler döneminde Orhun Yazıtları’dır. Bu metinler Türklerin yaşantıları, Çinlilerle
mücadelesi ile ilgili çeşitli bilgiler veren tabletlerdi. Göktürk yazısıyla
oluşturulan eserler daha çok söylev niteliğindedir. Türk edebiyatı yazılı bir
hal alması ile beraber çeşitli eserler vererek varlığını sürdürmeye devam
etmiştir. İslamiyeti kabulden önce Uygur alfabesiyle yazılmış eserler de
mevcuttur.
İlk yazılı
eserlerin varlığından haberdar olmadan önce “edebiyat nasıl icra ediliyordu?”
sorusunun cevabı yazımızın temeli olan halk edebiyatının geçmişi
diyebileceğimiz sözlü kültür ürünlerini karşımıza çıkarmaktadır. Sözlü kültür
içerisinde var olan eserler çeşitli dini törenlerde görülür. Yuğ denilen cenaze
törenlerinde, sığır ve şölenler gibi dinsel törenlerde, kam, baksı, ozan adını
verdiğimiz çeşitli görevleri olan (hekimlik, din adamlığı, şairlik,
müzisyenlik) din adamlarının okuduğu şiirlerdir. Bu dönem şiirleri anonim
özelliği taşımaktadır. Sav, sagu gibi türlerin bulunduğu sözlü edebiyat daha
sonra halk şiirinin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
751 Talas Savaşı
ile Türkler ve Araplar arasında yaşanan etkileşim sonucunda Türklerin
İslamiyet’i kabul ettiği bir dönem karşımıza çıkar. Tarih boyunca büyük
olayların büyük sonuçlar doğurduğunu bilmekteyiz. Fransız İhtilali, İstanbul’un
Fethi gibi olayların sonunda çağ açılıp kapanması bunu örnekler niteliktedir.
Edebiyatta da yazının bulunması, Türklerin İslamiyet’i kabul etmesi yeni bir
devrin izlerini taşır. Bu yeni devirde oluşan metinler geçiş dönemi özellikleri
gösterir. Eserlerde aruz vezni ile hece vezninin bir arada bulunmasını bu
duruma örnek gösterebiliriz.
İslamiyet
etkisinin yoğun görüldüğü Divan şiiri, Arap ve Fars edebiyatı etkisiyle karşımıza
çıkar. İran şairlerinin etkisinde kalındığı, mazmunlarla dolu, ağır bir dille
meydana gelen Divan şiiri, saray çevresinde kendisine yer edinmiştir.
Padişahların şairleri desteklemesi hatta şair padişahların görülmesi Divan
şiirinin genişleyip ilerlemesine fırsat olmuştur. Uzun yıllar etkisini
göstermeye devam etmiştir. Bu yüzyıllarda, sarayın yanında halka hitap eden
halk söyleyişlerini temele alan İslamiyet öncesi dönemin bir uzantısı
niteliğinde olan Halk Edebiyatı, çeşitli ozanlarca varlığını sürdürür. Halk
edebiyatı diye adlandırılan bu edebiyat mani, koşma, ağıt gibi nazım türlerinin
yanında halk hikayesi gibi nesir türlerinde de gelişme gösterir.
Bu edebiyat
kaynaklarda üç ana başlığa ayrılır:
1) Anonim Halk Edebiyatı
2) Aşık Tarzı Halk Edebiyatı
3) Dini - Tasavvufi Halk Edebiyatı
ANONİM HALK EDEBİYATI
Söyleyeni belli
olmayan, halkın ortak malı sayılan ürünlerin oluşturduğu, sözlü geleneğe dayalı
edebiyattır. Sözlü olduğu için, ürünler; halk arasında dilden dile geçtikçe
zaman, kişi, yer unsurlarına bağlı olarak değişikliğe uğramıştır. Anlatım,
sözlü edebiyat geleneklerine uygundur. Süsten uzak, açık, net, anlaşılır bir
dil kullanılmıştır. Daha çok; aşk, hasret, yiğitlik, ölüm gibi tüm insanlığı
ilgilendiren konular işlenmiştir.
Anonim Halk Edebiyatı
Düzyazı (Nesir) Ürünleri
Atasözleri
Deyimler
Tekerlemeler
Bilmeceler
Fıkralar
Halk Hikâyeleri
Efsaneler
Masallar
Ortaoyunu
Meddah
Karagöz
Dualar ve Beddualar
AŞIK TARZI HALK
EDEBİYATI
Âşık edebiyatı şiirden ibarettir. Bu şiir din dışı bir şiirdir; âşık da denilen şairlerin kopuz, bağlama, cura, tambura eşliğinde söyledikleri sözlü-besteli edebiyat türüdür. Usta-çırak ilişkisiyle yetiştirilen aşıkların çoğu okuma yazma bilmeyen ancak saz çalma ve şiir söyleme yeteneği olan kişilerdir. Âşıklar, saz şairliğini usta âşıkların yanında öğrenir, sonra onlardan mahlâs alarak diyar diyar gezmeye, ellerinde saz şiirler söylemeye başlarlar.
TASAVUFİ HALK EDEBİYATI
İslamiyet sonrası
Türk Halk Edebiyatı kapsamında, bir yandan şaman şiirinin izlerini taşıyan,
diğer yandan da düşünsel olarak İslam dini ve tasavvufla beslenen dinsel halk
edebiyatı oluşmuştur. Bu edebiyat, işlediği konularla halk dilini, düşüncesini,
duygu ve inancını esas alarak toplumsal kesimlerin bütününe seslenmektedir.
Dinsel halk edebiyatı, Ahmet Yesevi’nin Hikmetlerindeki öğretici unsurları,
Yunus Emre’nin ilahilerindeki duygu ve düşünceleri aşılama, inandırma ve
coşturma isteğini günümüze kadar sürdüre gelmiştir. Dinsel halk edebiyatı bu
yanıyla geniş toplumsal kesimler arasında birleştirici, ortak duyguları
zenginleştirici bir işlev kazanmıştır. Mesaj iletme kaygısından dolayı İslami
Halk Edebiyatı ürünlerinde dinsel temalar ağırlık taşımaktadır.
Halk edebiyatının
nesir türünde ele alabileceğimiz halk hikayelerinin temel konusu aşktır.
Hepimizin aşina olduğu Tahir ile Zühre, Arzu ile Kamber, Ferhat ile Şirin bu
türlü eserlerdendir . Çoğunlukla aşk konusunda yazılmış olsalar da kimi zaman
kahramanlık konulu eserleri de görmekteyiz.
Halk hikayelerinde aşka dair temel motifler bulunur ve hikayedeki ana kahramanların aşkı bu motifler etrafında anlatılır. Bade içerek aşık olma, aynı evde büyüyen kahramanların kardeş olmadıklarını anladıklarında birbirlerine aşık olması, ilk görüşte aşk, resimde görerek aşık olma temel motiflerdendir. Bu bütün başlangıç ürünleri olarak nitelendirebileceğimiz Türk Edebiyatı’nın temel yapı taşı olan Dede Korkut hikayelerinden bahsetmemek olmaz. On iki hikayeden oluşan Dede Korkut hikayeleri Halk Edebiyatı ve Türk Edebiyatı’nın temel yapı taşıdır. "Muharrem Ergin" Dede Korkut kitabı adlı bu eseri bütün hikayeleri bir arada toplamıştır. Bu konuya meraklı olanlara bir kaynak oluşturur. Halk edebiyatı temel şairleri olarak , Eşrefoğulları Rumi, Köroğlu, Karacaoğlan, Kayıkçı Kul Mustafa, Aşık Ömer gibi şairleri sıralayabiliriz .
Türk Edebiyatı
seyri içerisinde halkın kendi arasında oluşurdu halk edebiyatı adını alan
sanattan ağır dilden uzak samimi bir eda ile oluşturulmuş bu edebiyat üzerine
pek durulmamıştır. 19. yüzyıldan itibaren etkisini kaybetmeye başlayan Divan
şiiri, yerini Tanzimat Edebiyatı’na
bırakmasıyla beraber halka yönelen
toplum için eserler veren şairler
oluşmaya başladıysa da bu edebiyat uzun yıllar varlığını sürdüremedi. Milli
Edebiyat olarak adlandırılan Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp gibi şairlerin
öncülüğünde oluşan edebiyat anlayışı yine halk edebiyatı milli konular hece
ölçüsü gibi kavramları temele aldığı bir edebiyat sahası olmuştur. Halk
edebiyatının izleri görülür diyebiliriz.
Halk Edebiyatı
teriminin kapsamı, bu alanda yapılan çalışmalar, günümüzdeki durumu vb. pek çok
konu orta sayfa konuşmasında ayrıntılı olarak ele alınmış. Nurettin Albayrak,
yıllardan beri okutulan lise edebiyat ders kitaplarında halk edebiyatının
anonim Halk Edebiyatı, Âşık Edebiyatı ve Tekke Edebiyatı olmak üzere üç bölümde
ele alındığını hatırlatıyor. Buna karşın Pertev Naili Boratav’ın 1969’da
yayımlanan “100 Soruda Türk Halk Edebiyatı” kitabında Türk Halk Edebiyatı’nın
alt bölümleri arasında Tekke Edebiyatı’na yer vermediğine dikkat çekiyor.
KAYNAKÇA
https://www.dunyabulteni.net/kultur-sanat/gunumuzde-halk-edebiyati-arastirmalari-h294121.htm
https://www.turkedebiyati.org/anonim_halk_edebiyati.html
https://www.edebiyatogretmeni.org/dini-tasavvufi-halk-edebiyati/
https://www.turkedebiyati.org/asik_edebiyati.html
Yasemin KURTULUŞ

Yorumlar
Yorum Gönder