SEVMEK

 

Bakışlarındaki sevgi tahayyülü seni ebedi kılacak... İşittiğim bu fısıltıyla irkildim. Gaipten gelen sesin şaibesini arar gibi sordum. Peki ya umarsızca ve kaç gece yıllarca içimde dinmeyen savaşa da şahit misin? Çattı sesinin kıvrımlarını da sanki yanılma payına mahal vermeyi katlanılmaz bir acı gibi görerek yanıtladı. Sen beni sanrı mı sandın? İnkâr edemeyeceğim, sahiden de ahenkli mucizelerin tezahüründeki sevgi her zerreme nüfus etti. Kehkeşanlardan toprağa uzanan, varlık ve hatta yokluk mefhumlarını da barındıran bir hakikat bu benim için. Fakat yine sakınarak inkârdan, merak ediyorum. Bu tabii duyguların mevcudiyeti bedbin bir mekânda nasıl yeşerdi? Kınından çıkan kılıç, bilenmişti bir kere. Suretimin tekliğinde saklanan acizlik emaresi bir çokluğun muharebesidir. Biri olması gerekenin izahını, bir diğeri ise oldurmak istediğimin kadifemsi güzelliğini sunuyor. Muhakeme yeteneğim kimi zaman bu tezler karşısında eriyor. Savrulmak kabil değil. Şayet istesem de buna mukabil tutunacak dallarımı çoktan yitirdim. Oysa çatışmanın zayiatı evvela bana, yalnız banaydı. Bir güdü bunu sağlamak adına olanca gücüyle kuşanıyordu. Harpte alınan darbelerden kendin dışındaki herkesi korumak, kanun hükmünde bir karardı artık. Bu sadakat, kuvvetle muhtemel meçhul sanılan sevginin asıl manasıydı.

"Dayanılmaz ağrılar çekiyorum hey!
 Masallarda da olsa bir gün çıkıp geleceğim
 Bir sevgi büyütüyorum içimde tomur tomur
 Gün görmemiş şiirlere gebeyim

 Gerilmiş bir yayım korkulardan azâde;
 En amansız savaşlara gireceğim.
 Bu coşkun ozanları ben öğütledim böyle,
 Nerede hasret kokan bir Türkü varsa içindeyim"


Büşra BÜBER 


Yorumlar