Bu yazımda The Prestige, Inception ve Interstellar gibi muhteşem filmlerin yönetmeni Christoper Nolan’ın TENET filmini inceleyeceğim. İncelemede filmin içeriğine girmeyeceğim. İzlemeyen veya izlemek isteyen kişiler olabilir. Genel olarak film hakkındaki bilgilere değineceğim ve görüşlerime yer vereceğim. Tenet‘in Türkçe sözlük anlamı “ilke, inanç veya doktrin” olarak geçiyor. Film, Türkiye’de 26 Ağustos 2020’de vizyona girmiştir. Aslında filmin planlanan vizyon tarihi 17 Temmuz’du. Sinema salonlarının kapatılması nedeniyle farklı bir tarihte vizyona girmesi kararlaştırıldı. Pandemi nedeniyle birçok film -hasılatı yüksek tutmak için- internet üzerinden yayınlansa da Nolan, Tenet filminin sinemada yayınlanması konusunda ısrarcı olmuştur. Bu, sinema sektörü açısından çok önemlidir. Nolan’ın tarzını seviyorsanız ve bilim-kurgu türünü seviyorsanız bu filmi tam size göre. Eğer Nolan’ın tarzını ve filmlerini beğenmiyorsanız muhtemelen Tenet filmini de beğenmeyeceksiniz.
Tenet, Nolan‘ın ”Memento” filminden de esintiler taşıyor. Zaten o filmin senaryosu da kendisine aittir. Film, etkileyici bir açılış sahnesiyle başlıyor fakat herhangi bir tür girizgâh içermiyor ve sizi doğrudan olayın içine dahil ediyor. Bu durumda, karışık bir konu işlendiği ve tempo bir an bile düşmediği için en ufak bir dalgınlıkta olanları kaçırma ve filmden kopma riskiniz var. Yani film tam anlamıyla bıçak sırtında izleniyor. Eğer zamansal paradokslara ilginiz varsa aldığınız keyif de paralel olarak artıyor. Fakat Nolan’ın zaman kavramını ele alış şeklinin kendine özgü olması Tenet’i benzer temalı filmlerden keskin bir çizgiyle ayırıyor. Karakterlerin fazla bir derinliğe sahip olmamaları eksi yön gibi görünse de aslında film buna ihtiyaç duymuyor. Çünkü sizi girdabının içine aldığı anda empati yeteneğinizi yitiriyorsunuz. Bu da karakterlerin motivasyonuyla ilgili merakınızı köreltiyor ve sadece olaya odaklı ilerlemenizi sağlıyor.
Anlamaya çalışma, hisset...
Christopher Nolan, filmin bir sahnesinde yukarıdaki repliği kullanmıştır. Yani diyor ki; beynini, anlatılan hikâyede ne oluyor diye zorlama, sadece zamanı ve aksiyonu hisset. Filmi ilk izlediğinizde olayları anlayamadıysanız şaşırmayın. Birçok kişi bu sorunla karşılaşıyor. Filmi birden fazla izlediğiniz zaman olayları daha iyi anlamaya başladığınızı fark edeceksiniz. Filmin başrollerinden Robert Pattinson (Neil) bile senaryoyu okuduktan bir süre sonra hiçbir şey anlamadığını fark etmiştir.
Sonuç olarak Tenet’i beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Bazı izleyiciler “sadece kafa karıştırmak için çekilmiş” şeklinde olumsuz eleştiriler yapsa da gözden kaçan bazı kısımlar var. Kafa karıştırmak işin kolay kısmı. Zor olan bu karışıklığı mantıksal bir temele oturtmak ve hikâyenin akışını bozmadan bir sonuca bağlayabilmek. Nolan bunu ustalıkla başarmıştır.
Hüseyin YALÇINTAŞ


Yorumlar
Yorum Gönder