Hüznün Kargaşası

 

Bugünü hüzün günü ilan ediyorum takvimimde. Bir şeyleri fark ediyor oluşum, bir şeylerle yüzleşmek belki, anlamak tam anlamıyla… Küçük, basit, fazlaca anlamsız bir şeye bile ağladığım günlerden kalbimi, ruhumu sıkan şeyler yüzünden gözlerimi sıkıca kapatarak ağladığım günlere… Bir odanın en ücra köşesi, kimsenin göremediği, duyamadığı, duymak istemediği belki de… Yalnızlığının en acı tonu, hüzünden başka bir şey getirmeyen tonunu iliklerime kadar hissediyor oluşum. Yerde yürüyen karınca belki, bitmeye yüz tutmuş parfüm şişesi. Ve benim cümleleri toparlayamayacak kadar dolu oluşum belki ya da kederli… Güzel şeyleri tozlanmış raflara kaldırdığım gün ya da rüyalarımı yeniden uyumaya çalışarak devam ettirme çabam. Bir çocuğun kafasını okşamaya hasret oluşumuz belki. Silip baştan yaşama isteği ya da... Bir kedinin bedenine reenkarne olma isteği belki de bir kuş. Ruhumuzu sarıp sarmalayacak bir derman ya da tüm bunları unutturacak ağır bir dert. Tüm kötülükleri alıp götürecek sağanak bir yağmur ya da huzur dolu sabahlamalar. Belki ağlayacak bir omuz ya da sonsuz bir uyku?

Rukiye TAŞTAN


Yorumlar