Halide Edip 1884 yılında İstanbul'da doğdu. 7 yaşındayken yaşını büyüterek girdiği Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden bir öğrencinin ihbarı üzerine 1 yıl sonra uzaklaştırıldı ve evde özel ders görmeye başladı. Evde aldığı özel derslerle ilköğretimini tamamladı. 1897 yılında İngilizce öğrenirken çevirdiği Jacob Abbott’un Ana adlı eseri yayınlandı. Bu başarısı nedeniyle Sultan II. Abdülhamid tarafından 1839 yılında Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. İngiliz terbiyesiyle yetişmesini isteyen babası onu Üsküdar Amerikan Kız Koleji'ne gönderdi. Burada Rıza Tevfik (Bölükbaşı)’ten Fransız edebiyatı dersleri aldı ve doğunun mistik edebiyatını dinledi. Sonradan evlendiği Salih Zeki’den de matematik dersleri aldı. 1901’de Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nden lisans derecesi alan ilk Müslüman kadın olarak mezun oldu. Matematik öğretmeni olan Salih Zeki Bey ile okulundan mezun olduğu yıl evlendi ve 1903 yılında ilk oğlu Ayetullah bundan 16 ay sonra da ikinci oğlu Hasan Hikmetullah Togo’yu dünyaya getirdi. 1905 yılında gerçekleşen Japon-Rus savaşında Batı uygarlığının bir parçası sayılan Rusya’yı Japonların yenmesinin verdiği sevinçle oğluna Japon Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Togo Heihachiro’nun ismini verdi. Evliliğin ilk yıllarında eşine Kamus-u Riyaziyat adlı eserini yazmada yardımcı oldu, ünlü İngiliz matematikçilerin yaşam öykülerini Türkçeye çevirdi birkaç Sherlock Holmes hikayesinin de çevirisini yaptı. Fransız yazar Emile Zola'nın yapıtlarına büyük ilgi duymaya başladı. Daha sonra ilgisi William Shakespear’e yöneldi ve Hamlet adlı yapıtının çevirisini yaptı. 1908 yılında Tevfik Fikret’in çıkardığı Tanin’de yazıları yayınlanmaya başlayan Halide Edip ilk yazılarında eşinin isminden ötürü Halide Salih imzasını kullandı. Eşi Salih bey’in ikinci bir kadınla evlenmek istemesi üzerine 1910 senesinde ondan boşandı ve artık yazılarında Halide Salih yerine Halide Edip adını kullanmaya başladı. 1908’de gazetelere yazmaya başladığı kadın hakları ile ilgili yazılarından ötürü gericilerin düşmanlığını kazandı. 31 Mart Vakası’nda bir süre için Mısır’a kaçmak zorunda kaldı. 1909 yılında İstanbul’a geri dönüp siyasi içerikli yazılarının yanı sıra edebi yazılar da yayınlamaya başladı. 1909’dan sonra eğitim alanında görev alarak öğretmenlik ve müfettişlik yaptı. I. Dünya Savaşı başladığında Kız Mektepleri Umumi Müfettişliği görevini yapan Halide Edip, 1916 yılında Cemal Paşa’nın daveti üzerine okul açmak için Lübnan ve Suriye’ye gitti. Orada bulunduğu sırada babasına verdiği vekalet ile Bursa’da aile doktorları Adnan Adıvar ile nikahları kıyıldı. Türk ordularının Lübnan ve Suriye’yi boşaltması üzerine 4 Mart 1918 tarihinde İstanbul’a döndü. Yazar hayatının buraya kadar olan bölümünü Mor Salkımlı Ev isimli kitabında anlattı. İyi bir hatip olan Halide Edip, Milli Mücadele döneminde (1919) Sultanahmet Meydanı’nda İzmir işgalini protesto mitinginde yaptığı etkili konuşma ile ünlüdür. 1920’de Anadolu’ya kaçarak Kurtuluş Savaşı’na katıldı. Kendisine önce onbaşı sonra da üstçavuş rütbesi verildi. Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlandıktan sonra Ankara’ya döndü, eşi Dışişleri Bakanlığının İstanbul temsilciliği ile görevlendirilince birlikte İstanbul’a gitti. Anılarının buraya kadar olan kısmını Türk’ün Ateşle İmtihanı isimli eserinde anlattı. Cumhuriyetin ilanından sonra gazetelerde yazarlık yapan Halide Edip, Cumhuriyet Halk Fırkası ve Atatürk ile siyasal görüş ayrılığına düştü.

Halide Edip Adıvar
Eşi Adnan Adıvar’ın Terakkiperver
Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluşunda yer alması sonucu iktidar çevresinden uzaklaştırıldılar. Terakkiperver
Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılıp Takrir-i Sükun Kanununun
kabul edilmesi ile de tek parti dönemi başlayınca kocası Adnan Adıvar ile
birlikte Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldı. 1939’a kadar dış
ülkelerde yaşadı. Bu sürenin 4 yılı İngiltere’de, 10 yılı
da Fransa’da geçti. O yıllarda konferanslar vermek üzere
Amerika’ya
ve Mohandas Gandhi tarafından Hindistan’a çağrıldı. 1939’da
İstanbul’a dönen Adıvar, İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Filolojisi Kürsüsü
başkanı oldu. 1950'de demokrat parti listesinden bağımsız milletvekili
seçildi. 1954'te istifa ederek evine çekildi ve 9 Ocak 1964
tarihinde böbrek yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Halide Edip
Adıvar Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi. Adıvar’ın Seviye Talip (1910), Handan (1912) ve Son Eseri (1913) gibi
ilk romanları aşk hikayeleri anlatan eserlerdir. Halide Edip 1910
yıllarında Ziya Gökalp, Yusuf Akçura ve Ahmet Ağaoğlu ile
birlikte Türk Ocağı’nda çalışmaya başladıktan sonra yazdığı Yeni Turan (1912) adlı
romanında yurt sorunlarına eğildi.
Ateşten Gömlek (1922) ve Vurun Kahpeye (1923) romanlarında
Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu'da tanık olduğu
olayları, direnişleri, kahramanlıkları, ihanetleri anlatırken
kendi gözlemlerinden yararlandığı için daha gerçekçidir.
Ateşten Gömlek romanının başındaki açık
mektupta Ateşten Gömlek ismini Yakup Kadri’den aldığını
çekinmeden söyleyen Halide Edip sözlerine şöyle devam
eder: “Benim Ateşten Gömlek’i eğer zaman söndürüp bir
tarafa atmazsa Türk romanları arasında 2 tane Ateşten Gömlek
olacak. Belki 50 sene sonra bir kütüphane rafında yan yana oturacak olan
bu iki kitap Hans Andersen’in masallarındaki gibi belki dile
gelir, birbirlerine geçmiş günleri söylerler.” (s.15) Adıvar’ın
en ünlü romanı Sinekli Bakkal’da (1936) fakir
kenar mahallesi, zengin konakları ve saray çevresi
ile II.Abdülhamid zamanının İstanbul’unu görürüz. Bu
roman 1943’te CHP ödülünü alarak Türkiye’de en çok baskı yapan
roman olmuştur. Halide Edip’in yaşadığı ve yazdığı dönem
kadın ile erkek arasında herhangi bir eşitlikten söz etmenin zor olduğu bir
dönemdir. Ne var ki Halide Edip yine de romanlarında kadın
psikolojisini işledi ve ideal kadın tiplerini yaratmaya
çalıştı. Osmanlı Devleti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş
dönemi kitaplarına ve yazılarını da yansıdı. Bu dönemdeki feminist
hareket genel olarak kadınların sosyal yaşamda görünür kılınması
üzerineydi. Halide Edip de kamusal
alanda toplumsal refahı, eğitim ve sosyal yardım
hizmetlerini öne çıkaran bir kadın hareketi olarak feminizmi benimsedi ve
eserlerinde bu bakış açısını işledi. Yazar yapıtlarında kadının eğitim
görmesine ve toplum içindeki konumuna dikkat çekti ve kadın haklarını savunmaya
çalıştı. Fakat erkek egemen toplumun bakış açısından da
sıyrılamadı. Bu yüzdendir ki eserlerini hep erkek anlatıcı ağzından yazdı
ve kadınları erkeklerin gözünden
anlattı. Çünkü Adıvar’ın yaşadığı dönemde bir kadının
yükselmesinin yolu erkek gibi olmaktan, onun bakış açılarına ve
yaşam tarzına sahip olmaktan geçiyordu. Romanlarında yücelttiği kadınlar
da bu özelliğe sahipti. Halide Edip romanlarında kadınları 4 farklı
şekilde işledi; kendi hayatını kendi kazanan kadınlar, eşlerine sadık
aile kadınları, zevk için dernek ve kurum çalışmalarına katılan kadınlar
ve modayı takip ederken zamanla sosyal yaşamda görünmez hale
gelen kadınlardır. Halide Edip Adıvar romanlarında kadınların
kendi dertlerinden ziyade genellikle toplum içerisindeki kadınların
ilişkilerini inceler. Anne kadın, romanlarda ulusun annesi
olarak dönüşüm geçirir. Kadınsı erkek algısındaki dişiliğinden
kurtularak erkeğin yoldaşı olur. Böylece Halide Edip yaşadığı ve yazdığı
dönemde bir kadının kamusal alanda nasıl var olabileceğini, nasıl görünür
kılınacağını, vatanı ve milleti için nasıl
mücadele verebileceğini anlatır. Günümüzdeki feminizm anlayışıyla o
dönemdeki anlayış arasında farklılıklar olsa da toplumdaki kadın konusu
üzerine yazan Halide Edip, ilk feminizm hareketlerinin önünü
açmıştır. Böylece kadınların sesi olarak bir akımın öncüsü ve sözcüsü
haline gelmiştir. Adıvar çeşitli alanlarda etkinlik
göstermiş, siyasal ve toplumsal konularda da hem Türkçe hem İngilizce
kitaplar yazmış, İngilizceden Türkçeye çeviriler
yapmıştır. Zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı
olmuştur. Yapıtlarından kimileri İngiliz, Fransız, Alman, Rus, Macar, Fin, Urdu,
Sırp, Portekiz dillerine çevrilmiştir.
Kitapları
:
Roman: Heyulâ
(1909)
Raik’in Annesi
(1909)
Seviyye Talip
(1910)
Handan
(1912)
Son Eseri
(1913)
Yeni Turan
(1913)
Mev’ud Hüküm
(1918)
Ateşten Gömlek
(1923)
Vurun Kahpeye
(1923)
Kalp Ağrısı
(1924)
Zeyno’nun Oğlu
(1928)
Sinekli Bakkal
(1936)
Yolpalas Cinayeti
(1937)
Tatarcık
(1939)
Sonsuz Panayır
(1946)
Döner Ayna
(1954)
Akile Hanım
Sokağı (1958)
Kerim Usta’nın
Oğlu (1958)
Sevda Sokağı
Komedyası (1959)
Çaresaz (1961)
Hayat Parçaları
(1963)
Hikâye :
Harap Mabetler
(1911)
Dağa Çıkan Kurt
(1922)
İzmir’den
Bursa’ya (1963)
Kubbede Kalan
Hoş Seda (1974)
Anı :
Türkün Ateşle
İmtihanı (1962)
Mor Salkımlı Ev
(1963)
Oyun:
Kenan Çobanları
(1916)
Maske ve Ruh (1945)
Fatma YILDIRIM
Yorumlar
Yorum Gönder