BİR KEDİ BİR ADAM BİR ÖLÜM ROMANININ TANITIMI


Öldürmek mi, bağışlamak mı? 

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm...

Zülfü Livaneli'nin kaleminden okumuş olduğum dördüncü eser. Onunla tanıştığım ve en beğendiğim romanı Kardeşimin Hikayesi'ydi. Her eserinde bizi olayın içerisine çekmeyi başaran usta kalem eserinde bu özelliğini zirveye çıkarmış. Eserde, Sami Baran politik mülteci kimliği ile İsveç'in başkenti Stocholm'e gider. Romanın bir özelliği de dünyanın çeşitli ülkelerindeki politik göçmenleri bir araya getirmesidir. Fakat onun hikayesi diğer mültecilerden çok farklıdır. Öyle ki hayatından etkilenen yazar arkadaşı, onun yaşadıklarını kaleme almaya başlar. Yani roman içinde bir roman. Fakat arkadaşı da onu Kuzey sürgününe savrulmuş sıradan bir insan sanır. Yazar arkadaşı, Sami'nin içindeki derin karanlığa ulaşamaz. Sami de kendisi hakkında yazılan bu romana eklemeler yapma ihtiyacı duyar. Yani romanın başkahramanı romana müdahale eder. Sami'nin de bahsettiği gibi Dostoyevski'nin Suç ve Ceza’sında başkahraman Raskolnikov'un satırları da yer alsaydı fena mı olurdu? 


İşte bu ikili kurgu bence romanı okumayı zorlaştırmaktan ziyade daha kaliteli yapıyor. Zaman kavramı harika kurgulanmış. Eserde, Türkiye'nin o döneminin bir panaroması yapılmış. İnsan hayatının ucuz görüldüğü vurdulu, kırdılı, silahlı, bombalı günlerde Sami üniversitede Filiz'le tanışır ve monoton hayatı, insan ilişkileri birden değişir. Evlenme kararı alırlar. Ne var ki bir gün tozpembe hayaller kurdukları yolculukları esasında Filiz bir asker tarafından öldürülür. Sami günlerce işkenceye uğrar. Fakat tüm bunların sebebi aslında bir yanlış anlaşılmadır. Filiz hakkında farklı bir algı oluşturularak olay örtpas edilmeye çalışılır. Sizin okurken kabullenemediğiniz bu olayları bizzat yaşayan Sami kendini Stocholm'e atar. Ancak Kuzey'in dondurucu soğuğu da onun içindeki ateşi söndüremez. Psikolojik tedavi gördüğü hastanede bir Türk'ün yattığını öğrenir. İşte Sami'nin hayatı onu gördükten sonra ikinci kez değişecektir. O kişi eski bir bakandır. Sami'nin geçmişteki acılarının ve bugünkü kimsesiz yaşamının sebebidir. Onu gördükten sonra hayatı öldürmek-bağışlamak ikileminde geçer. Romanın içindeki romanda, Sami'nin yazar arkadaşı eski bakana ölümü layık görse de gerçek final farklıdır. Sami, Clara ile giriştikleri öldürme planını uygulamaz ve bağışlama yolunu seçer. Müthiş bir psikolojik eser. Usta isim Yaşar Kemal'in de deyimiyle:"Gerçek bir şaheser! Teknik ve psikolojik olarak mükemmel! Öldürmek mi bağışlamak mı ikilemini en iyi veren roman."


Halit Furkan TEKİN 

Yorumlar