Öğretmen, değişik alanlardaki çeşitli bilgileri bireylere aktaran, onları hayata hazırlayıp onların iyi birer insan olmasını sağlayan kişidir. Öğretmen denilince akla ilk gelen isim hiç şüphesiz Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk Türk milletinin kurtarıcısı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu olmasının yanında Türk milletinin başöğretmenidir. Halkına yalnızca yeni harfleri öğretmekle kalmamış, aynı zamanda bağımsız yaşamayı, milli şuura sahip olabilmeyi ve zorluklar karşısında yılmamayı da öğretmiştir. Türk milletine rehberlik etmiş, bu milletin geleceğine ışık olmuş bir liderdir. Mustafa Kemal Atatürk ardında, kendi ışığından, çizdiği yoldan ilerleyecek nice vatan evladı bırakmıştır. O’nun yolundan ilerleyen, onun ışığı altında gelecek kuşakları aydınlatan öğretmenler bu vatan evlatlarının yalnızca bir kısmıdır.
Öğretmenin önemini Atatürk, “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.” sözleriyle özetlemiştir. Öğretmen, yalnızca çocuklara, gençlere değil o ülkenin tüm fertlerine hizmet etmektedir. Bireylerin bilgili, ahlaklı birer insan olmasını sağlayarak o milletin refahını artırmayı hedeflemektedir. Bir öğretmen bilir ki, iyi eğitilmiş her insan, milletini çağdaş uygarlıklar düzeyine getirmek için yılmadan çalışacak ve gelecek nesillere daha güzel bir vatan bırakacaktır. Bu yüzden öğretmen, öğretmenliğin bir iş değil, kutsal bir görev olduğu bilincinde olup kendini bu uğurda çalışmaya adar. Karanlıklara ışık olacak, bilgisiyle genç zihinleri aydınlatacaktır. Öğretmen, öğrencilere yalnızca matematiği, feni değil; güzel ahlakı, milli şuuru da aşılayacak ve fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirecektir.
Öğretmenlerin, Türk evlatlarını yetiştirmesinden, onlara bilgiyi, ahlakı, milli şuuru aşılamasından rahatsız olan vatan hainleri, tarihimizin her döneminde öğretmenlerimize saldırmaktadır. Ahlaktan, milli bir kimlikten yoksun, eli silah tutan bu hainler, eli yalnızca kalem tutan Türk evlatlarından daima korkmuşlardır ve korkacaklardır da. Çünkü, biliyorlar ki yalnızca bir öğretmenle yüzlerce çocuk eğitilecektir. Bu çocukların eğitilmesi ise Türk milletinin yükselmesi, çağdaşlaşması ve dimdik ayakta durması demektir. İyi eğitim almış bir liderin kurduğu bu devlet, yine iyi eğitimli kişiler tarafından korunacak ve yükseltilecektir. Bu vatanın ve vatan evlatlarının düşmanı olan teröristler, acizliğini de gencecik öğretmenlerimizi öldürerek göstermektelerdir.
Cumhuriyet tarihimizin ilk şehit öğretmeni Mustafa Fehmi Kubilay’dır. Asıl mesleği öğretmenlik olan Kubilay, yedek asteğmen olarak görev yaptığı sırada Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun kurduğu bu yeni devlete baş kaldıran hainler tarafından öldürülmüştür. Kendini mehdi olarak tanıtıp şeriatı kurtarmaya geldiğini iddia eden Derviş Mehmet, Türk milleti için çarpışan bu yiğidi önce silahla yaralayıp sonrasında başını keserek şehit etmiştir. Derviş Mehmet ve arkadaşlarının “din” perdesi adı altında gerçekleştirdiği bu vahşet, sadece Kubilay öğretmene değil, Türk milletine yapılmış bir hainliktir. Bu hainlik ve vahşet insanlığa sığmadığı gibi bunların dinde de yeri yoktur. Kubilay Öğretmen, dönemin şartları çerçevesinde vatanına, çocukları eğitmenin yanında, orduya katılarak da hizmet etmiş; Türk milletine ise hainlere karşı dik durmayı, vatanı her türlü hainden korumak için çabalamayı öğretmiştir. Kubilay öğretmenin Menemen’de yaktığı bu meşale Mustafa Kemal’in ışığından bir parça, Türkiye Cumhuriyeti’ni, Türk milletini karanlığa sürüklemeye çalışanlara ise vurulan bir darbedir. Kubilay Öğretmenin yaktığı meşale, hiç sönmeden elden ele bugünlere kadar gelmiş ve yine hiç sönmeden ilerleyecektir. Şehit edilen bir Kubilay’la nice Kubilaylar var olmuş ve daima var olacak, Türkiye Cumhuriyeti devleti de ilelebet payidar kalacaktır.
![]() |
| Şehit Öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay |
Kubilay Öğretmenin şehit edilmesinden 49 yıl sonra Gaziantep Şahinbey’de görevi esnasında şehit olan Mehmet Saygıgüder, Pkk’nın şehit ettiği ilk öğretmenimizdir. Eli kanlı terör örgütü pkk, yüzlerce, binlerce Türk evladını şehit etmiş; birçok ana-babayı evlatsız, birçok evladı da ana-babasız bırakmıştır. Mehmet Saygıgüder 1979 yılında görev yaptığı okulun bahçesinde şehit edilmiş; arkasında gözü yaşlı bir eş, minik bir kız çocuğu bırakmıştır. Öğrencilerinin gözü önünde yedi kurşunla şehit edilen Mehmet Öğretmen, yaşasaydı öğrencilerini eğitmeye devam edecek, onların iyi insan olmaları için çalışacaktı. Amacı sadece bu vatana, millete hizmet etmek olan bir öğretmenin kime, nasıl bir zararı dokunabilir?
![]() |
| Şehit Öğretmen Mehmet Saygıgüder ve Öğrencileri |
İnsanlıktan uzak, şeref yoksunu Pkk şehit ettiği her insanla bu milletin canından can almış, Türk milletinin nefretini, kinini kazanmıştır. Pkk’nın yaptığı bu katliamlar son bulmamış, 1980’li, 90’lı yıllara baktığımızda onlarca öğretmenimizi şehit etmiştir. Recep Çakır, Fevzi Ateş, Ali İncekara, Ali Boşgelmez, Mithat Eren, Mehmet Kapusuz, Durmuş Güçlü 1980’li yıllarda şehit edilen öğretmenlerden yalnızca birkaç tanesidir. Fevzi Ateş, Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Öğretmenliğinden mezun olmuş Batman’da görev yaparken şehit edilmiştir. Yine Gazi Eğitim Enstitüsü mezunlarından Ergün Erol Gürsesoğlu, Adana’da bir lisenin müdürü iken teröristlerce şehit edilmiştir. 1990’lı yıllara baktığımızda ise terörist liderin devlet memuru olan Türklerin öldürülmesi doğrultusunda verdiği talimatla yine çok sayıda öğretmenimizin şehit olduğunu görmekteyiz.
25 Ekim 1993 tarihinde Bitlis’te, ikisi de öğretmen olan çift Yasemin Tekin ve Bayram Tekin 2 yaşındaki kızlarıyla beraber şehit edilmiştir. Bu minicik yavru, ailesiyle birlikte şehit edilirken diğer devletlerin bahsettiği o “insan hakları” neredeydi? Haktan, insanlıktan bahseden bu devletler neredeydi? Bunun cevabını vermek hiç de zor olmasa gerek. O devletler, bu katillerin arkasında, onların destekçisiydi. Yine aynı gün Bitlis’te Abdurrahman Nazif Özbağrıaçık, Ergin Komut; Van’da Mehmet İzdal, Diyarbakır’da Fatih Tekin, Mehmet Fidan ve Sezgin Keçeci öğretmenlerimiz şehit olmuştur. 26 Ekim 1993’te ise yine ikisi de öğretmen olan çift Ayşe Konakçı ve Numan Konakçı, küçük kızlarının gözleri önünde zalimce katledilmiştir. Peki ya bu küçük kızın hayatını, ailesini çalmak, hangi yasaya uygun? Çocuk haklarında, insan haklarında yeri var mı bu akıl almaz olayın? Elbette yok. Ne Tekin ailesinin bebekleriyle birlikte şehit edilmesi ne Konakçı çiftinin küçük kızlarının önünde öldürülmesi ne de Türk evlatlarının şehit edilmesi…
![]() |
| Şehit edilen Öğretmenlerimiz |
Tarih aynı, 26 Ekim 1993, bu sefer de henüz 26 günlük öğretmenken babasıyla birlikte yaşadığı evi basan teröristler Diyarbakır’da Neşe Alten öğretmenimizi şehit etmiştir. Görev yerinin Diyarbakır, Bismil olduğu öğrenilince ailesi Neşe Alten’i göndermek istememiş, ancak Neşe Öğretmen “Bayrağımın dalgalandığı her yer toprağımdır” diyerek okuluna gitmiş ve öğrencileriyle buluşmuştur. 21 yaşındaki gencecik öğretmenin gözleri önünde babasını öldüren pkk, sonrasında Neşe Öğretmeni de köyün çıkışına kadar yerde sürüklemiş ve 10 kurşunla şehit etmiştir. Neşe Alten’in şehit edilmesinin altında yatan sebebi de pkklılardan birisi, kendilerine ait olarak gösterdikleri bölgede Türkiye Cumhuriyeti’ne ait bir öğretmen istemedikleri şeklinde açıklamıştır. Ancak bütün dünya bilmelidir ki, Türk bayrağının dalgalandığı her yer Türk’ün vatanıdır.
![]() |
| Şehit Öğretmen Neşe Alten ve Babası |
1994 yılı, eğitim-öğretim yılının ilk haftası, Tunceli Mazgirt’te bir okulun lojmanında kalan öğretmenlerden altı tanesi şehit… Rüstem Şen, Metin Kaynar, Ali İhsan Çetinkaya, Mustafa Karınca, Buminhan Temizkan ve Vedat İnan. Pkk’lı teröristler bu altı öğretmeni lojmandan çıkartarak kurşuna dizmiştirler. Altı can daha yok olmuş, altı ocak daha sönmüştür. Yine aynı yıl bindiği otobüste sırf “öğretmen” olduğu için şehit edilen Hayati Kapukaya ardında üç yetim bırakmıştır. Gazi Eğitim Fakültesi mezunlarından Birol İrfan Aşkar Bingöl’de, Kemal Sert ve Mehmet Ali Durak ise Diyarbakır’da bu vatan için, bu vatanın düşmanları tarafından şehit edilmiştir.
2000’li yıllar ve terör bitmek bilmeden Türk milletinin ciğerini yakmaya devam etmektedir. Dilay Turan Kerman, 2010 yılında Gazi Eğitim Fakültesinden mezun olmuş, 2011 yılında komiser olan eşi Cem Kerman ile Tunceli’de şehit edilmiştir.
20 Şubat 2015, Ege Üniversitesi’nde okuyan Fırat Yılmaz Çakıroğlu öğrenci kılıklı teröristler tarafından şehit edilmiştir. Bu devletin ekmeğini yiyip, okullarından faydalanan teröristler gencecik bir Türk evladını vatanından, sevdiklerinden ayırmıştır. Fırat Yılmaz Çakıroğlu, birkaç ay sonra mezun olup öğretmen olacaktır. Vatan sevgisini, insanlığı aşılayacaktır çocuklara. Ancak hainler buna izin vermemiştir. Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nu ve onun gibi Türk gençlerini istemeyen bu zihniyet, bir evladı, bir genci, geleceğin öğretmenini çalmıştır bu milletten. Bir öğretmeni yok ettiklerini sanan teröristler bilmiyorlardır ki nice Fıratlar yetişecektir bu ülkede.
![]() |
| Öğretmen olacakken Şehit edilen Fırat Yılmaz Çakıroğlu |
9 Haziran 2017, Batman-Kozluk’ta müzik öğretmeni olan Şenay Aybüke Yalçın, henüz yedi aylık öğretmenken teröristlerin saldırısı sonucu şehit olmuştur. “Öğretmen oldum ben” diyerek çıktığı bu kutlu yolda, dini imanı olmayan hainlerce öldürülmüştür. O da “Bayrağın dalgalandığı her yer benim vatanımdır” demiştir tıpkı Neşe Öğretmen gibi. Evet, öyleydi, Türk bayrağının dalgalandığı her yer vatandı onun için. Ancak o hainler Aybüke öğretmeni öz yurdundan alıkoymuş, öğrencilerinden, sevdiklerinden ayırmışlardır. Şehidimizin babası “Bu vatan tarihte Türk’tü, bugün de Türk, yarın da Türk. Ne mutlu Türk’üm diyene.” Sözleriyle haykırmıştır dünyaya. Bizler de haykırıyoruz bir kez daha: Türk bayrağının dalgalandığı her yer vatandır bu millete!
![]() |
| Şehit Öğretmen Şenay Aybüke Yalçın |
Türk milletinin canı bu sefer de Şanlıurfa-Siverek’te görev yapan 23 yaşındaki Necmettin Yılmaz için yanmıştır. Siverek’e “Vatan görevi” diyerek gelen Necmettin Öğretmen, yaz tatilinde memleketine döneceği esnada aracı yakılarak kaçırılmış ve 27 gün aradan sonra ise şehadet haberiyle Türk milletinin yüreğini yakmıştır. Ateşin şüphesiz en çok yaktığı yer Necmettin Öğretmenin ailesidir. Babasının “Vatanımıza bağışladım, vatanım sağ olsun” derken hissettiği duyguları belki de hiçbirimiz anlayamayız. Ateş en çok düştüğü yeri yakar, ateş en çok Necmettin Öğretmenin, Neşe, Fevzi, Ayşe, Metin öğretmenlerin ailelerini yakar; ateş en çok anne ve babasının gözlerinin önünde katledilmesini izleyen küçük kızı yakar.
![]() |
| Şehit Öğretmen Necmettin Yılmaz |
Var olduğu andan bu yana kan dökerek ayakta durmaya çalışan pkk ve onun gibi terör örgütlerine karşı Türk milleti her alanda mücadelesini sürdürmüş ve sürdürmeye devam edecektir. Türk milleti verdiği şehitlerle, döktüğü kanlarla yılmayacak; daha güçlü ayağa kalkacaktır. Gerek askeri gerek eğitim gerekse teknoloji alanında adı değişse de amacı değişmeyen bu örgütlere karşı daima dik duracaktır. Türk milleti, değerli öğretmenlerinden Hüseyin Nihal Atsız’ın “Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından/ koşar adım gitmeli onların arkasından.” Dizelerini kendisine ilke edinip bu yolda durmadan ilerleyecektir.
Şehitlik gibi yüce bir makama ermiş tüm öğretmenlerimizi ve onların vesilesiyle bu vatan için can vermiş nice kahramanlarımızı sonsuz sevgi ve minnetle anıyoruz. Bizler de birer öğretmen adayı olarak, daima başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde ilerleyecek, Kubilay Öğretmenimizin yaktığı meşaleyi daima elimizde tutarak daha aydınlık bir gelecek için çalışacağız. Hepimiz birer Aybüke, Necmettin olacak ve nice Fıratlar, Erenler yetiştireceğiz.
Beyzanur DOĞAN







Yorumlar
Yorum Gönder