Yöre ağzı ile yöre yaşantısı arasındaki ilişki nedir?




Toplum dil bilimi konusunda gördüğümüz dilin yaş ve meslek gruplarıyla olan ilişkisini yöre ağızları ve yaşantıları arasında ilişkilendirmek de mümkün. Karadeniz’de doğup büyüyen bir birey olarak kendi kişisel görüşlerim ışığında bu etkileşimin, coğrafyanın, temel geçim kaynaklarının ve çevresel etkilerin dile yansıması yoluyla gerçekleştiğini düşünüyorum. Dağlık ve zorlu bir coğrafya sahip olan Karadeniz, gerek anlık değişen hava durumları ve yaşanan doğal afetler gerekse de hayvancılık ve tarımın yaygın olduğu bir bölge olması nedeniyle dili kendi yaşam tarzına göre kullanan bir bölgedir. Genellikle köy yaşamının şehir yaşamına üstün geldiği bir bölge olan Karadeniz’de dil, pratik, işlevsel ve hızlı olmalıdır. Günlük yaşamın içerisindeki iş yoğunluğu ile doğa ile olan içiçelik dili; daha pratik, işlenmemiş ve saf bir hale getirdiğini görmek mümkündür. Dildeki akıcılık kaynaştırma ünsüzlerini çoğaltarak, çekim eklerini daha akıcı ve sade bir söyleyişe dönüştürmüştür. Özellikle günlük yaşamın sorunlarının ve yaşamın çetinliğinin sebep verdiğini düşündüğüm diğer bir konu ise fillerin çoğunlukla emir kipiyle çekimlenmesidir. Köy yaşamının içerisinde dil kuralları ve nezaketten önce gelen şey, daha birçok şeyden önce olduğu gibi, geçim derdi ve çalışmanın gerekliliğidir. Karadeniz ağzında fiillerin emir kipiyle çekimlenmesinin bir sebebinin de bu olduğunu düşünüyorum. Diğer bölgelerde yaşayan ağızlara nispeten daha kaba ve dik bir mahiyeti olan Karadeniz ağzını eğer ki resme dökmek mümkün olsaydı bu resmin Karadeniz’in hırçın tabiatının resminin olduğunu görmek mümkün olurdu. Yaşanılan coğrafyanın özelliklerinden ötürü pratik çözümlere muhtaç olan yöre insanları hem zamandan tasarruf etmek hem de yaşadıkları problemlere bir çözüm bulmak amacıyla hızlı düşünmeli ve aynı şekilde de düşüncelerini ifade etmelidir. Yaşamdaki bu pratikliğin yansımalarını dilde de görmek mümkündür. Yörenin kendine has deyimleri ve ifade ediş şeklinin özünde bu pratiklik, o ağzı kullanan herkes için geçerlidir. Zaman zaman bir belirsizliğe de yol açan bu pratiklik, günlük birçok işin ve zihnimizdeki düşüncelerin daha hızlı ve direkt olarak iletilmesini sağlamaktadır. Ayrıca yöre ağzında tabiat, hava olayları, hayvan ve bitki isimleri ve birçok özgül durumun kaynaklık ettiği yeni sözcüklerin sözvarlığında oldukça büyük bir yeri vardır. Rumcadan izler taşıyan Karadeniz ağzı, diğer Kafkas dillerinden de aldığı kelimelerle söz varlığını daha da zengin bir hale getirmiştir. Yöre ağzıyla ilgili çalışmalar yapan Leyla Karahan, yörenin ağız özelliklerini detaylı bir şekilde incelemiştir, ayrıca bu konuda daha birçok çalışma da yapılmıştır. Benim bu konuda daha çok dikkatimi çeken ise günlük yaşamın ve coğrafyanın dil üzerinde bu denli büyük bir etkiye sahip olmasıdır. Dilin bir su gibi konulduğu kap içerisinde aldığı şekil ve yaşadığı değişimlerin somut bir örneği olan Karadeniz ağzı özelliklerinden yola çıkarak aslında dilin bu fevkalade özelliğine değinmek istedim. Hayatımızı kolaylaştıran, bizimle birlikte nefes alan, yaşayan, ölen dilimiz, kültürümüz ve yaşantımızın vazgeçilmez bir parçası, hatta bir parçadan öte tâ kendisidir.


Yunus Emre ATABAY

Yorumlar