UNUTMAK ÜZERİNE

 

İnsan unutamadığı için ölür demiş Latife Tekin, “Ormanda Ölüm Yokmuş” adlı romanında. Bazen bir şarkı takılır dudaklarınıza. Anılara, unutmaya ve unutulmaya dair bir şarkı. Geçmişe dalar gidersiniz o an. Şarkının sözleri kulağınızda çınlamaya başladığı anda en çok unutmak kavramına takılırsınız. Tutarsınız elinden bu kelimenin, yüreğiniz ve aklınızın rehberliğinde geçmişinizde bir gezintiye çıkarsınız. Koyu bir hüzün yayılır odanızın her köşesine. İmkansızın, bir daha asla yaşanamayacak anların acısı kaplar bütün benliğinizi. Yaşarken, ayrılığın bir gün sizi farklı iklimlere savuracağına ihtimal vermediğiniz insanlar gelir aklınıza. Birlikte attığınız kahkahalar, döktüğünüz gözyaşları belirir belleğinizde. Tam bu noktada unutmak ve unutulmak şaşırtır yolunuzu.  


 Birçoğumuz unutmak kavramının tanımında kararsızız aslında. Belki de unutmanın sırrını çözebilmek için akıl ve yüreği ayırmalıyız birbirinden. “Akıl nasıl unutur? Yürek nasıl unutur?” sorularının cevaplarını aramalıyız. Asıl anlamaya çalıştığımız, duygularımızı altüst eden soru yüreğin nasıl unuttuğudur. Yürek unutur mu hiç? Bu sorunun cevabı belki de içinizdedir. Bakın içinize. Bugüne kadar hayatınıza aldığınız insanları düşünün bir bir. Bir zamanlar o olmadan lokmanın bile boğazınızdan geçmediği arkadaşınızı, yüzünü görmek için kapı sesini beklediğiniz komşunuzu, bir haber almak için günlerce telefon başında nöbet tuttuğunuz sevgilinizi düşünün. Geçmişinizden bugününüze bir yolculuk yapın ve selam vermeye çalışın hayatınızdan gelip geçen insanlara. Kaç kişi gözlerinize unutamadığınız bakışları yerleştiriyor? Kaç kişi kaçan bir otobüsü yakalama telaşıyla koşuyor aklınıza, yüreğinize? Kaç kişi ete kemiğe bürünüp gecenin bir yarısında nazlanmadan yalnızlığınızı paylaşmak üzere yanınıza geliyor? Yüreğinizin ses verdiği kaç kişi var? Kaç kişi var görünce yüreğinizin dalgalandığı?  Bu kadar mıydı hayatınıza aldıklarınız? Değildi elbette. Kimi devrilen yıllara yenildi ve gitti. Kimi de yılların hesabını yapmadan inatla var oldu belleğinizde. Kim bilir belki de gerçek unutma budur. Dedim ya... Unutmak, tanımını hala bulamadığım bir kavram. Nedir unutmak? Yılların araya girmesi mi? Yoksa iç içeyken yüreklerin duyarsızlaşması mı? Belki bunların hepsi bu sorunun cevabıdır.                  "Unutmasa da yürek, unuttum demek düşer dilden Mazidir hatıralarda kalan silinmiş bir hayalden..."


Gökçe KARAÇOR

Yorumlar