Dağ Âlimi

Yeşile çalan seraplar görürdüm,

görür de bir gariplenirdim.

Bir zamanlar kurşunlar taşırdım bakracımda,

sayardım meteliğe atılan her bir küfrü.

Köşe başlarını tutan ne kadar hayalim varsa

bir avuç ümit tıkardım ceplerine.

Adi bir çakı, buğulu gözler saklardım gölgelerde.

Şimdilerde akıl kar etmez bu işlere ya,

bilirdim sanırken fukaralığı da açlığı da,

Gönlümde taşmamıştı böylesine gariplik.

Bilirdim halbuki, acıyı da açlığı da!


Gönülden görmeyen kaldı insan , ne açmış ne açıkta vesselam.

Toy büyümüş cihanda Süleyman, saltanatı virane

Abdallar sultanı karışmış iblis donuna

Bir mesel anlatmış Mahsuni, boşu boşuna

Sarılacak postundan başka, ne’n var şu dünyada.

Mahpus büyütmüş cevherini karartan ziya.


Oysa var olan ne varsa bendedir

Bir ölüm, bir yoksulluk terkisim ağır

Gözümü dikmiş beklerken ayrılığı;

evvelden insandım, şimdi bildim insanlığı.


Hamzat SARUHAN




Yorumlar