BATI KARADENİZ’İN İNCİSİ: AKÇAKOCA

Rıfat Ilgaz’a göre Karadeniz’in Kıyıcığı, çoğumuzun Batı Karadeniz’in en güzel tatil beldelerinden biri olarak bildiği Karadeniz’in incisi Akçakoca.

Akçakoca Limanı

Bu güzel kasabanın tarihi M.Ö 1200 yılına kadar uzanıyor. M.Ö 1200’lerde bölgeye gelen Track ve 
Frick kavimleri bu şehre yerleşiyor ve şehrin tarihi böylelikle başlamış oluyor. Daha sonraları bölgeye 
sırası ile Persler, Bitinyalılar, Romalılar ve son olarak Osmanlılar hakim oluyor. Şehrin bilinen en eski 
ismi Diapolis, hatta şehrin tek sineması ve bir otelinin adına da bu isim verilmiş. Şehrin Osmanlı zamanında bilinen adları Akçaşar ve Akçaşehir’dir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra 1934 yılında şehrin fethinde payı olan ve bilinen ilk Türk yöneticisi Akçakoca Bey’in adı veriliyor. Şehir Ankara ve İstanbul gibi iki büyük şehrin tam ortası sayılabilecek bir konumda, her iki şehre de uzaklığı araba ile yaklaşık 3- 3,5 saat civarında, haliyle hafta sonları her iki şehirden kaçıp rahat bir nefes almak isteyenlerin uğrak noktasıdır. Şehrin nüfusu 40 bin civarında olmakla beraber yaz aylarında gelen mevsimlik işçiler ve tatilciler ile birlikte bu küçük kasabanın nüfusu 100 bini aşıyor. Şehrin başlıca geçim kaynağını fındıkçılık, hayvancılık ve turizm oluşturuyor. Bölge halkının çoğunluğunu Manav diye tabir edilen yerleşik hayata geçmiş Yörük Türkmenleri oluşturuyor, yine Rize, Trabzon ve Ordu’dan göçmüş insanlar da şehrin yerli nüfusu içinde önemli bir paya sahip. Şehre E5 üzerinden Düzce’ye vardıktan sonra Akçakoca-Ereğli yoluna sapıp 10-15 dakika içerisinde varıyorsunuz. Bu güzergâh yaklaşık 30 km boyunca bir ormanın içinde yeşille iç içe geçmiş bir yolla devam ediyor ve nihayetinde deniz kenarına varınca tüm güzelliği ile şehir sizi karşılıyor.

Akçakoca Merkez Cami

Şehrin merkezinde mimarisi ile insanı büyüleyen Selçuklu yıldızı ve klasik Türk Otağı şeklinde mimariye sahip olan bir cami ile karşılaşıyorsunuz. Cami tüm görkemi ile denizin hemen kenarına inşa edilmiş ve ihtişamı ile insanı adeta büyülüyor. Caminin yanında akan dereyi takip ederek biraz ilerleyince Türkiye’nin ilk kapalı pazarı karşınıza çıkıyor.

Akçakoca Kapalı Pazar Yeri

Haftanın her salı günü burada pazar kuruluyor, yöre halkı bağ ve bahçelerinde yetiştirdikleri tüm ürünleri burada satıyor ve yine burada alışveriş yapıyor. Şehrin bir diğer pazarı ise Akçakoca Merkez Cami’nin üst tarafında yer alan 15-20 dakika yürüme mesafesinde Yukarı Mahalle denilen yerde kurulan bir yöresel pazar.

Akçakoca Tarihi Pazar Yeri

Pazarda yöreye ait birçok ürün satılıyor özellikle pazardaki gözlemeci ablaların mancarlı pide dedikleri içine karalahana koydukları pideyi yemenizi tavsiye ederim. Yemek demişken yöreye özgü olan Melengücceği adlı tatlıyı ve Keş dedikleri sert peynire benzeyen bir tür tuzlu peyniri denemenizi öneririm. Şehrin küçük ve güzel bir limanı var, balıkçı teknelerinden ve birkaç sandaldan oluşan bu limanda çoğu zaman ülkenin en taze balıkları çıkıyor. Limanda sohbet ettiğim bir balıkçının demesine göre “Marmara Denizi’nden çıkan hamsinin ilk durağı Akçakoca’dır. Balık buraya geldiğinde genç, lezzetli ve yağsızdır yaklaşık bir ay boyunca bu bölgede kalır ve yöre halkı hamsiyi ızgarada, tavada, fırında istediği şekilde lezzetli haliyle yer. Daha sonra balıklar Doğu Karadeniz tarafına yola çıkar, Sinop, Samsun, Ordu, Trabzon, Rize’ye geldiğinde hamsi yaşlanmış, lezzeti gitmiş ve yağlanmış hale gelir. Doğu Karadeniz’de yaşayanlar da bu hamsiyi tutup hamsi yediklerini zannederler.” Limanın hemen dibinde sonradan doldurulma bir deniz feneri var, fenerde yılın çoğu vaktinde olta balıkçıları doluşur ve Karadeniz’in bereketli sularından faydalanır. Güneş denizden doğar ve denizden batar bu şehirde, şehrin hilal şeklinde denize bakan coğrafi konumu ile gerçekleşir bu olay. Şehrin en önemli tarihi eseri Ceneviz Kalesi’dir.

Akçakoca Ceneviz Kalesi


Kale, şehir merkezine yaklaşık 2-3 km uzaklıkta yaz vakitleri belediye otobüsleri ile 10 dakikada ulaşabileceğiniz, dik falezlerin üstüne kurulmuş bir noktadadır. Kalenin hemen altında kaleyle özdeşleşmiş Batı Karadeniz’in tek mavi bayraklı plajı olan kale plajı bulunmaktadır.

Akçakoca Kale Plajı

Bu plajın Sakarya tarafında sırası ile Edilli, Kalkın, Paşalar ve Karaburun plajları gibi birçok plaj bulunmaktadır. Şehrin Sakarya sınırını Melenağzı Köyü oluşturmaktadır, Melen çayının deniz ile buluştuğu noktaya kurulan bu köyün deniz kısmında küçük bir doğal liman bulunmakta ve bu bölge birkaç balıkçı teknesine ev sahipliği yapmaktadır.

Çayağzı Köyü Orhangazi Cami

Şehrin diğer tarihi yerleri ahşap oymacılığının usta bir eseri olan Orhan Gazi’nin bölgeyi fethederken yaptırdığı çantı yöntemi ile inşa edilmiş olan Çayağzı Köyü Orhan Gazi Camisi ve Hemşin Köyü Camisi’dir.

Hemşin Cami

Şehrin Zonguldak tarafında ise Çayağzı, Beyhanlı ve Akkaya plajlarının oluşturduğu uzun bir sahil şeridi vardır. Çayağzı Köyü açıklarından çıkarılan doğalgaz Türkiye’nin denizden çıkarılan ilk hidrokarbon rezervidir. Şehir birçok şelale, mağara ve mesire alanına ev sahipliği yapmaktadır.

Akçakoca Fakıllı Mağarası

Bunlardan başlıcaları; Aktaş Şelalesi, Fakıllı Mağarası, Cumayanı, Akkaya ve Çayağzı mesire alanlarıdır.

Cumayanı Mesire Alanı

Şehir tatil beldesi olması ve fındık mevsimi olması sebebiyle her yaz fındık festivali yapmakta ve birçok ünlüyü konuk etmektedir. Çoğu zaman 3 gün 3 gece süren bu festivaller birçok görsel şölene ve yöresel stantlara ev sahipliği yapmaktadır. Şehre her gelenin ifade ettiği gibi bu belde yeşil ve mavinin ahenk ile dans ettiği insana huzur ve dinginlik veren bir coğrafyanın beşiğidir. Son olarak çocukluğumda Akçakoca sokaklarında gezerken bir abim “Heraklides insanın Ereğli’yi görmesi gerektiğini ve göremeyen her insan için üzüldüğünü söyler ama bence insan ölmeden önce bir kere de olsa Akçakoca’yı görmeli.” demişti. Onun da dediği gibi insan Akçakoca’yı hayatında bir kez bile olsa görmeli, Akçakoca’yı görmediği için üzüleceğimiz insanlardan olmamanız dileğiyle...


Şeyh Şamil KIVRAK

Yorumlar