Rıfat Ilgaz’a göre Karadeniz’in Kıyıcığı, çoğumuzun Batı Karadeniz’in en güzel tatil beldelerinden biri olarak bildiği Karadeniz’in incisi Akçakoca.
![]() |
| Akçakoca Limanı |
Bu güzel kasabanın tarihi M.Ö 1200 yılına kadar uzanıyor. M.Ö 1200’lerde bölgeye gelen Track ve
![]() |
| Akçakoca Merkez Cami |
Şehrin merkezinde mimarisi ile insanı büyüleyen Selçuklu yıldızı ve klasik Türk Otağı şeklinde mimariye sahip olan bir cami ile karşılaşıyorsunuz. Cami tüm görkemi ile denizin hemen kenarına inşa edilmiş ve ihtişamı ile insanı adeta büyülüyor. Caminin yanında akan dereyi takip ederek biraz ilerleyince Türkiye’nin ilk kapalı pazarı karşınıza çıkıyor.
![]() |
| Akçakoca Kapalı Pazar Yeri |
Haftanın her salı günü burada pazar kuruluyor, yöre halkı bağ ve bahçelerinde yetiştirdikleri tüm ürünleri burada satıyor ve yine burada alışveriş yapıyor. Şehrin bir diğer pazarı ise Akçakoca Merkez Cami’nin üst tarafında yer alan 15-20 dakika yürüme mesafesinde Yukarı Mahalle denilen yerde kurulan bir yöresel pazar.
![]() |
| Akçakoca Tarihi Pazar Yeri |
Pazarda yöreye ait birçok ürün satılıyor özellikle pazardaki gözlemeci ablaların mancarlı pide dedikleri içine karalahana koydukları pideyi yemenizi tavsiye ederim. Yemek demişken yöreye özgü olan Melengücceği adlı tatlıyı ve Keş dedikleri sert peynire benzeyen bir tür tuzlu peyniri denemenizi öneririm. Şehrin küçük ve güzel bir limanı var, balıkçı teknelerinden ve birkaç sandaldan oluşan bu limanda çoğu zaman ülkenin en taze balıkları çıkıyor. Limanda sohbet ettiğim bir balıkçının demesine göre “Marmara Denizi’nden çıkan hamsinin ilk durağı Akçakoca’dır. Balık buraya geldiğinde genç, lezzetli ve yağsızdır yaklaşık bir ay boyunca bu bölgede kalır ve yöre halkı hamsiyi ızgarada, tavada, fırında istediği şekilde lezzetli haliyle yer. Daha sonra balıklar Doğu Karadeniz tarafına yola çıkar, Sinop, Samsun, Ordu, Trabzon, Rize’ye geldiğinde hamsi yaşlanmış, lezzeti gitmiş ve yağlanmış hale gelir. Doğu Karadeniz’de yaşayanlar da bu hamsiyi tutup hamsi yediklerini zannederler.” Limanın hemen dibinde sonradan doldurulma bir deniz feneri var, fenerde yılın çoğu vaktinde olta balıkçıları doluşur ve Karadeniz’in bereketli sularından faydalanır. Güneş denizden doğar ve denizden batar bu şehirde, şehrin hilal şeklinde denize bakan coğrafi konumu ile gerçekleşir bu olay. Şehrin en önemli tarihi eseri Ceneviz Kalesi’dir.
![]() |
| Akçakoca Ceneviz Kalesi |
Kale, şehir merkezine yaklaşık 2-3 km uzaklıkta yaz vakitleri belediye otobüsleri ile 10 dakikada ulaşabileceğiniz, dik falezlerin üstüne kurulmuş bir noktadadır. Kalenin hemen altında kaleyle özdeşleşmiş Batı Karadeniz’in tek mavi bayraklı plajı olan kale plajı bulunmaktadır.
![]() |
| Akçakoca Kale Plajı |
Bu plajın Sakarya tarafında sırası ile Edilli, Kalkın, Paşalar ve Karaburun plajları gibi birçok plaj bulunmaktadır. Şehrin Sakarya sınırını Melenağzı Köyü oluşturmaktadır, Melen çayının deniz ile buluştuğu noktaya kurulan bu köyün deniz kısmında küçük bir doğal liman bulunmakta ve bu bölge birkaç balıkçı teknesine ev sahipliği yapmaktadır.
| Çayağzı Köyü Orhangazi Cami |
Şehrin diğer tarihi yerleri ahşap oymacılığının usta bir eseri olan Orhan Gazi’nin bölgeyi fethederken yaptırdığı çantı yöntemi ile inşa edilmiş olan Çayağzı Köyü Orhan Gazi Camisi ve Hemşin Köyü Camisi’dir.
![]() |
| Hemşin Cami |
Şehrin Zonguldak tarafında ise Çayağzı, Beyhanlı ve Akkaya plajlarının oluşturduğu uzun bir sahil şeridi vardır. Çayağzı Köyü açıklarından çıkarılan doğalgaz Türkiye’nin denizden çıkarılan ilk hidrokarbon rezervidir. Şehir birçok şelale, mağara ve mesire alanına ev sahipliği yapmaktadır.
![]() |
| Akçakoca Fakıllı Mağarası |
Bunlardan başlıcaları; Aktaş Şelalesi, Fakıllı Mağarası, Cumayanı, Akkaya ve Çayağzı mesire alanlarıdır.
![]() |
| Cumayanı Mesire Alanı |
Şehir tatil beldesi olması ve fındık mevsimi olması sebebiyle her yaz fındık festivali yapmakta ve birçok ünlüyü konuk etmektedir. Çoğu zaman 3 gün 3 gece süren bu festivaller birçok görsel şölene ve yöresel stantlara ev sahipliği yapmaktadır. Şehre her gelenin ifade ettiği gibi bu belde yeşil ve mavinin ahenk ile dans ettiği insana huzur ve dinginlik veren bir coğrafyanın beşiğidir. Son olarak çocukluğumda Akçakoca sokaklarında gezerken bir abim “Heraklides insanın Ereğli’yi görmesi gerektiğini ve göremeyen her insan için üzüldüğünü söyler ama bence insan ölmeden önce bir kere de olsa Akçakoca’yı görmeli.” demişti. Onun da dediği gibi insan Akçakoca’yı hayatında bir kez bile olsa görmeli, Akçakoca’yı görmediği için üzüleceğimiz insanlardan olmamanız dileğiyle...
Şeyh Şamil KIVRAK









Yorumlar
Yorum Gönder