Ah Bir Ataş Ver

4 Nisan 1953 saat gece 2 sularıydı. Çanakkale Boğazı açıklarında Türk donanmasına ait Dumlupınar denizaltısı uzun ve yorucu bir görevden sonra donanması ile birlikte dinlenebilmek için limana yanaşıyordu. Hava çok kötüydü, sisliydi ve yağmurluydu. Dinlenmeyi hayal eden donanma limana yaklaşırken çok büyük bir gürültü ile sarsıldılar. Denizaltı İsveç donanmasına ait bir şilep ile çarpışmıştı. O sırada 8 kişi güvertede idi ve ikisi pervaneye takılarak biri boğularak şehit olmuştu, beş kişi kurtarılabildi. Geminin içerisinde ise 81 mürettebat vardı ve sadece 22 kişi torpidoya saklanarak kurtulmayı başarmışlardı, kendilerini bekleyen daha kötü bir sondan habersizce…


Denizaltı artık denizin dibinde idi. Torpidodaki 22 kişi yüzeye bir şamandıra fırlatarak içerisindeki telefon kablosu aracılığı ile merkezle iletişime geçtiler;

-Alo, Dumlu

-Evet, Dumlu

-Ben Üsteğmen Suat

-Evet efendim ben Selami

-Selami, nasılsınız biz geldik şimdi bana durumu anlat.

-Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesi suyla dolu.

-Kaç kişisiniz orada?

-22 kişiyiz.

-Diğer dairelerle irtibatınız var mı?

-Yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap vermiyorlar.

-Merak etmeyin "kurtaran" geldi biz buradayız.

-Efendim, manometre 267 kıdem gösteriyor, doğru mu?

-Selami, Kurtaran geldi, şimdi kurtarma işine başlanıyor. Gerekmedikçe konuşmayın, türkü

söylemeyin ve sigara içmeyin.

-Peki efendim.

Kahraman askerler olacaklardan habersiz bir şekilde ülkelerinin kendilerini kurtarmalarını bekliyorlardı fakat kendileri dışındaki herkes durumu biliyordu, o zamanın teknolojisi ile o askerleri çıkarmak imkansızdı. O sırada askerlere bir anons geldi: "Rahatça konuşabilirsiniz, türkü söyleyebilirsiniz, sigara içebilirsiniz." Umutlar tükenmişti, askerler artık ölümü bekliyordu. 22 kahraman askerin son sözleri "Her şey buraya kadarmış kumandanım birer cigara yakalım mı?" oldu. O andan itibaren oksijen bitinceye kadar 72 saat hayatta kaldılar ve "Ah bir ataş ver cigaramı yakayım sen sallan gel ben boyuna bakayım" türküsünü söyleyerek büyük bir tevekkülle şehit olmayı beklediler. Tüm ülke seferber olmuştu ama sonuç belliydi, kurtarılamayacaklardı. Kurtaran gemisi 12 saat sonra ancak oraya gelebilmişti. 25 saat sonra ise anca sabitlenebilmişti. O sırada şamandıra ile torpido arasındaki kablo kesildi ve iletişim koptu. Dalgıçlar 100 metreye yakın derinlikteki Dumlupınar batığına erişmeye çalışıyorlardı ama nafile… Hava çok kötüydü su altı dalgaları dalgıçları savuruyordu. Kurtaranın yanlışlıkla kestiği kablo olmayınca dalgıçların kabloyu takip etmesi de olanaksızlaşmıştı 11 dalış yapıldı ama hiçbiri başarılı olamadı. Yine de Yılmaz Süslen adlı bir dalgıç 80 metre dalmayı başarmış ve hedefine 11 metre kalmıştı. İşte o anda basınca dayanamayıp şuurunu kaybetti, vurgun yemenin kıyısından dönmüştü. 15 saat sonra ancak şuurunu açabildiler. Kurtarma çalışmalarına katılan Amerikalılar dalgıç için şu cümleyi kullanmışlardı "Ölümle arasında hiçbir şey kalmamıştı." 7 Nisan 1953'te, 3 gün süren çalışmalar sonucunda Milli Savunma Bakanlığı artık kurtarma çalışmalarının durduğunu ve umutların kesildiğini bildirdi. Son sözleri "Vatan sağ olsun!" diyerek şehit olan 81 denizcimiz bugün Çanakkale Boğazı'nın derinliklerinde, ebedi uykularındalar. Vatan sağ ve onlara minnettardır, huzur içinde uyusunlar!


Fatma YILDIRIM

Yorumlar