3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ


Gözlerinizi bir süre kapalı tutun. Kulaklarınızı bir müddet kapatın. Bacaklarınız veyahut kollarınız olmadan hareket etmeye çalışın. Zor, değil mi? Peki unuttuğumuz ne var? Bizim de tıpkı doğuştan engelli olan insanlar gibi bir gün engelli olmaya aday olduğumuz... 5 saniye sonrasını bilemeyeceğimiz bu dünyada ne kadar da basit düşünüyoruz. Kim engelli olmak isterdi? Peki bizler neden bu kadar acımasızca davranıyoruz engeli bulunan insanlara? Kendileri mi istemişti engelli olmayı?


Düşünsenize, yaz geliyor havanın ısındığını hissedebiliyorsunuz fakat çiçek açmış, meyve vermiş ağaçları, etrafınızda uçuşan kelebekleri, arıları ve yeşilin rengini göremiyorsunuz. Kış geliyor, havanın soğuduğunu hissedebiliyorsunuz ama rüzgârın sesini duyamıyorsunuz, kar topu oynayan çocukları görüyor fakat onları işitemiyorsunuz. İlkbahar geldiğinde koşup oynamak istiyorsunuz, olmuyor. Ne koşabiliyorsunuz ne de oynayabiliyorsunuz. Hissettiniz galiba. Düşününce, en azından hissetmeye çalışınca ne de zor geliyor değil mi? Zordur, çok zordur ancak yaşayan bilir fakat biz de hissediyor gibi davranmalıyız, en azından empati kurmalıyız engeli bulunan insanlara. Bu zorlukları yaşarken bir zorluğu da hiçbir güvencesi olmayan ama bana bir şey olmaz edasıyla böbürlenen, kibirli olan bizler mi çıkaralım? Engelli kardeşlerimize zorluk çıkaracağımıza, bizden yardım istemedikleri müddetçe ona yardım edeyim diyerek kendilerini yetersiz hissetmelerine neden olmamalıyız. Gerektiğinde yardım etmeli, onları asla hor görmemeliyiz. Engelli bir birey olmak suç değildir. Asıl suç, asıl engel kalplerimizdeki ve zihinlerimizdeki merhamet yoksunluğu, sevgisizlik ve saygısızlıktır. Engelin zamanında tespit edilmesi, mümkünse tedavi edilmesi gerekmektedir. Tedavi edilemiyorsa engelli kardeşlerimize destek çıkmalı ve onlara, onlar istediği sürece yardım etmeliyiz. Engeli bulunan insanlar en az engeli bulunmayan insanlar kadar haklara sahiptirler. Fakat günümüzde çocuğu engel sahibi diye çocuğunu okutmayan, engelli vatandaşımız işe başvurdu diye iş vermeyen, arkadaşı engel sahibi diye onu dışlayan birçok aile(!) ve insan(!) var. Bunu onlara yapmaya hakkımız yok. Biz nasıl ki hayatımızı idame ettiriyorsak onlara da aynı hakkı vermeli onlara toplumda yeri yokmuş gibi davranmamalıyız. O kadar insanlığımızdan bahsediyorsak insanlığımızı biraz da engelli kardeşlerimize göstermeli, onlara bu zor hayat koşullarında kol kanat germeliyiz. Engelli kardeşlerimizi toplumdan dışlamak yerine onları topluma kazandırmalı; onlara gerekirse kulak, gerekirse göz, gerekirse onların kolu bacağı olmalıyız. Bu her vatandaşın bir görevi gibi olmalı ve bu bilinç, bu görevle toplumda engeli olan insanlarımızı da sosyal hayata katabilmek hususunu her daim yeşertmeliyiz. 


Dünyaya engelli olarak gelmek veya gelmemek nasıl bizim tasarrufumuzda değilse, insanları engelli veya engelsiz diye ayırt etmek de bizim haddimize olamaz. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü bu sorunların aşılmasında bir fırsat olarak görülmeli ancak sadece senede bir gün kutlanıp, sıradanlaştırılmamalı ve engelli vatandaşlarımız kaderlerine terk edilmemelidir.          ADIMLARIMIZIN BİÇİMİNİN NE ÖNEMİ VAR MÜHİM OLAN YÜRÜYÜŞÜMÜZLE SEVGİ VE DOSTLUK KÖPRÜSÜNÜ GEÇMEKTİR.

Saygılarımla…


Ece KELEŞ

Yorumlar